kafamın içine oksijen dolduğunu hissediyorum; zihnim berraklaşmakta ve düşüncelerim netleşmekte. beni kendime döndüren, beynimi düşünmeye iten şeyler var; bir kırılma, bir dönüm noktası, bir devrimin ayak sesleri gücünde. bir şeyler değişecek. ve hatta değişmeye başladı bile. anlamlandıramadığım hangi dürtü, sebep, istek, isteksizlik, kontrol, düşünce, tavır veya hareketi bu koşulları oluşturdu bilmiyorum, bilmek ya da anlamlandırmak için kendimi zorlamıyorum. hayatımda ilk defa birinin beni sömürmediğini hissediyorum; bu ilk ise tek değil ne mutlu ki. hem çocuk hem kadın, hem toy hem olgun, hem öyle hem böyle olan birçok şeyi yaşıyorum sırayla kendi içimde, ama onun yanında; sanırım yaşım neyse ben öyle olabiliyorum ve bu ne mutlu olan bir diğer ilk. tedirgin olmuyorum, yargılanıyorsam da buna alınmıyorum; ne akıllı ne aptal, ne güzel ne de çirkin hissetmiyorum kendimi; belki kendimden çıkıyorum ve belki de sadece kendim oluyorum.
her şeyi arzuladığım gibi olmayışıyla olduğu gibi bırakmanın kıyısından döndüğümden sanırım, hiçbir şey istemiyorum. gidişinin ardından yine gözyaşı döktümse de, bana mutsuzluğu o anla sınırlatan bir dizi şeker tadında anın mutluluğu vardı hafızamda. buhran denen illetin etkilerine karşı koyacak neşeli bir umursamazlıkla var olmuşluğunu var olmuş olduğu anlarda bıraktım, yokluğunu aklıma getirmedim bile.
ne hissedip ne düşündüğünü, neyin ne olduğunu ve elbette ne olacağını bilmiyorum ve düşünmüyorum ve artık umursamıyorum. bunun nedeni neyin olmayacağını net bir şekilde bilişim de olabilir, bir kez kaybetmeyi göze almış olabilmenin getirdiği kayıtsızlık da.
nihayetinde ortada gülüşünün bana güç verişi gerçeği var. bu, dönüşümüme ivme kazandıran etmenlerden yalnızca bir tanesi, geri kalanları hem benim içimdeki hem de hayatımdaki bazı şeylerin miatlarını dolduruşlarıyla temellenen bu dönüşümün karşılaştığı birkaç hoş tesadüf.
bilmekle, anlamakla ve farketmekle kalmıyorum, bir şeyler yapıyorum ve buna devam edeceğimi biliyorum. bundan böyle bildiklerimin beni esir almasına izin vermiyorum.
20 Ocak 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
Aşk yeniden, akdenizin tuzu gibi...
su gibi saf, dalgalar kadar sarsıcı, aşk bağlanmış kökler gibi, hayat veren toprak gibi, madem düşmüşsün kör kuyunun engin karanlığında, boşver tependeki aydınlığı, just shake it and enjoy
Yorum Gönder