03:36
Hayatımdaki hiçkimseyi gerçekten sevmiyorum galiba şu an. Bu gece yapayalnızlığımı bayağı net duyumsuyorum. Sevmek istediklerim oldu; izin vermediler, veremediler yahut nasıl vereceklerini bilemediler.
Yaşam koçu tandanslı varlığımdan artık yılgınım. Kimseyi suçlayamam, kendimi bile. Şartlar dahilinde iletişim kurma şeklim kendiliğinden bu hali aldı. Çoğu zaman yıllar almış dil dökmelerle iyilik, güzellik, açıklık öğretilerimi bazen inatçı, bazen habis, bazen kapalı, bazen kırılmış keçilerin kafasına sokmaya çalıştım. Amacım hem kendime yönelik, hem de onların hayrınaydı; sosyal hayvanlar oluşumuzu daha az sancılı hale getirmeye, engelleri yok etmeye çalışıyordum, bunu herkes için hala da yapıyorum. Zamanı boşa harcatan o kaçma, kovalama, saklanma, bekleme oyunlarından nefret ediyor, -ebilememek durumunu devre dışı bırakmak istiyorum.
Ben hep oradaydım, çünkü bazılarının geri dönüşleri geç olurdu. Tükenirdim ben o aralarda. Yaparken asla yılmaz, beklerken hep yanardım, mum gibi, içime içime. Azalmazdım, ama enerjimi açığa çıkarmam için gerekli olan fitilimi yutardım. Matlaşırdım sonra. Gözlerim hep gri görmeye başlardı. Uzaklaşırdım. Kendimi yeniden yaratmak için uzaklaşmalıydım, zira hiç beni besleyen olmadı. Hislerimi alır, rafa kaldırırdım, “Benden bu kadar.” der, hoşçakalırdım. Bu nedenle hep zalim olmakla suçlandım. Suçlayanlar, hiçbir zaman gidebilme ihtimalimi göz önünde bulundurmamış olanlardı.
Uzaklaşmanın ardından önce evime, sonra içime kapanır, çalkantılarımı durultmaya çalışırdım. Fazlaca ağlar, fazlaca uyur, bir süre sonra soğurdum. Yeterince soğuduğuma kanaat getirince, dönüp bir bakardım olanlara; sebebi ortaya çıkarana kadar düşünür dururdum. Bulunca rahatlar, sadece rahatlardım. Kendimi yeniden yaratmam hiç kolay olmazdı; bir süre izole yaşardım. Böyle zamanlarda öğrendim yaşamın kalp atışlarını duymayı, doğaya sığındım, bir tek o beni sevgiyle kucakladı, ama hayvanlığımın sosyal oluşu yadsınamazdı...
Bu gece telefonum çaldı, ahizenin diğer ucunda geçmişimin ilk gerçek tecrübesinin sesi vardı; dudakları, en gücendiren zalimlikle suçlanışımı bana yaşatandı, vakt-i zamanında, en beklemediğim hep orada olacağımı sanandı. Kendime inancımı bıraktığım o lanet lanet, yine o dudaklardan çıkmıştı. Nefret etme yetim yok. Zalim olma yetim yok. Yalnızca katı olabiliyorum ve olabilecek hale geldiğimi anladığım an, sevmeyi bırakıyorum. Beni lanetlediği günün üzerinden tam 4 tane 365 gün ve saatleri geçti. Bu süre zarfında laneti bozacak biri gelmedi.
“ sen sevilmeye değer, güzel bir insansın. ”
bunu bana kimse söylemedi.
Lanetleyenimle yüzleşmeye gidiyorum; zorlayacağını, reddedeceğimi, üzeceğimi, üzdüğüm için üzüleceğimi biliyorum. Bir kez daha lanetlenmekten çok korkuyorum. Sesi vicdanımınkiyle birlik oluyor. Bu gece vicdanım bana çok mantıksız şeyler söylüyor...
24 Ağustos 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder