"This is where the one who knows, meets the one who doesn't care..."

22 Ağustos 2008 Cuma

Kollektif (U)mutsuzluk Psikozu

15.08.08, 03:36

İnsanlığımdan utanır hale geldim. Gördüklerimi görmüş, duyduklarımı duymuş, göğüslemek zorunda bırakıldıklarımı yaşamış olduğuma inanmakta zorlanıyorum. Çirkinlik ve seviyesizlikle yüzleşemiyorum. Sırtımda çok olağan olmasa da, en azından muadillerime kıyasla oldukça büyük bir yük var olmasına da bana asıl ağır gelen yüreğime çöreklenmiş ağırlık. Ailemden saydığım bir elin beş parmağını tamamlamayacak kadar az kişinin yaşayamamışlıklarının acısını taşıyorum; özellikle de kadınların. Kendimi sebepli sebepsiz bu durumdan sorumlu tutuyorum. Bir peri olup dileklerini gerçekleştiresim, onlara harcanmış hayatlarını yeniden yaşama şansı veresim var. Var da, nasıl var edilebilir bir sihirli değnek? Zaten seçim şansı verilmemiş olunmasına rağmen, dişi olarak dünyaya geliş hayata 1-0 yenik başlamakken, bir de bunca hak yoksunluğu, bunca eksiklik, bunca eziyet, bunca çaresizlik, arada kalmışlık, eziklik, susmak ve idare etmek zorunluluğu kadınlığa nasıl reva görülebilir? Eşitlik elzem değildir. Saygı tek başına yeterlidir. Kırıklıkları, döküklükleri, kızlık eziklikleri, kendilerini yaşama yerleştirememişlikleri, bölünmüşlükleri, içlerinin boşluğundan ileri gelen anlamsız kaprisleri, gerçekleşmesinin mevcut durumda var olmayan bir erkek varlığına muhtaçlığından ötürü hırçınlaştıran özlemleri, kullanmaları öğretilmeyen sıkışmış kapasiteleri, savunmasızlık korkuları ve özgüvensizlikleriyle yaşayan bu kadınlar doğru bir düzende büyüselerdi, dünyayı çok farklı bir yere taşıyabilirlerdi. Ama bunlar boş konuşmalardır. Kadın üzerine, kendim üzerine, kadın-erkek ilişkisi ve eşitliği üzerine çok fazla kafa yordum. Kadın ve erkeğin eşitliğine hiçbir zaman inanmadığım gibi, bunun oldurulma çabasını anlamsız, savunulmasını boş, olmasını da gereksiz buluyorum. Tek eşitlik insan olma temeline dayanır. Gerisi bence yalandır.

Kötü bir gece… annemle yine o nefessiz bırakan umutsuzluğa kapıldık. Sonra yine yalandan durum hafifletmeleriyle teselli aradık. Böylelikle aslı olmadığını bile bile birbirimizi geçici olarak avutarak suni bir nefes aldık. Çözümü zamana paslayarak ertelemek suretiyle sakinledik.

Yazlığa geldim geleli rol yapıyorum. Oysa çaresizliğe bilendim, sevdiklerime üzüldüm, evrenden diledim, sinir biriktirdim. gereğinden fazla idareciydim, herkese yetemedim ve nihayetinde gelen kötü haberi bardağımı taşıran son damla olarak belirledim bilinçsizce. Çok uzun zamandır ağlayamıyordum. İstesem de ağlayamıyordum. Mutsuzluğumu bölen bir umut dalı bulmuştum. Son zamanlarda sanırım ona tutundum. Ama bu acı gecede ona rağmen ağlıyorum. Kötümser olmak istemiyorum ama gerçeklerimi yok edemem. Umut dalıyla mutluluk şansını çok yüksek görsem de, onu derdime ortak edemem…

Hiç yorum yok: