derin bir nefes al. bu nefes, gezegenin çekirdeğinden gelecek kadar derin olsun ve yüreğinin tüm zerrelerine dolsun. sonra yavaşça ver aldığın o nefesi; içinde kalmış ve var ne yoksa bırak çıksın dışarıya, hepsi atmosferde kaybolsun.
rahatladık mı şimdi?
yok mu?
o vakit başka bir çözüm üretin.
geçmişi peşi sıra sürüklemek istemeyenlere bunu öneriyorum. geçmişin acısına saplanmış, debelenen türden haz etmiyorum. unutamıyor olsaydık, hak verilebilirdi bu türe. farketmeden unutmasaydık zamanla...
farketmeden unut(ul)mak: şimdilerde kalbimi inceden sızlatmakta olan soyut eylem. göz ve gönül arasındaki orantının doğru olduğuna inanan var mı gerçekten?
keyfi biraz bu işler galiba; insan öyle olmasını istiyorsa öyle davranıyor, diğer türlüsünü göze almaya cesaret etmemeyi seçiyorsa...
hayatın inişleri, hayatın çıkışları ve hayatın tekdüzeliği var dönemsel. tekdüzelik zamanları tekdüzeliğinden dolayı, inişli zamanları ise sıkıntı verdiğinden dolayı hep geçmez zamanlar gibi geliyor bize; çıkışlı dönemler keşke hiç bitmese...
demek ki çıkışlı dönemler daha mühim öyle değil mi? oysa tekdüze ve inişli dönemlerin etkileri yer ediyor hep bünyede, çıkışların tüm o coşkun duyguları sabun köpüğü. belki de sadece sabun köpüğüyse uçup gidiyor çabucak, belki zaman zaman derinlere işlediği de oluyor. bana genelde böyle oluyor işte; 'an' denen şeyin içerisinde her şeyimle var olabilmek, gerçekten var olabilmek adına yıllardır sarf ettiğim çabanın kekremsi tadlı meyvesi olsa gerek bu derinlemesine hissetmek.
duyguların güçleri, onların kendilerini kalıcı ya da geçici kılmalarını sağlıyor. ben artık unutmayı hatırlayamıyorum; bana mutluluk vermiş hiçbir şeyi geçmişime terk etmiyorum, her birini toplayıp bugünüme taşıyorum, hepsini capcanlı tutuyorum. mevzu bir acıysa şayet, ben onu olabildiğince yaşıyor, bitirdiğim yerde bırakıyorum.
geçmişte bırakılışıma itiraz, kimsenin unutuşuna müdahale edemem. ben ,"olurum" yalnızca. parçalarıma ayrılıyor, atmosferde kaybolduğumu duyumsuyorsam, zamanın akışına katılıyorum demektir. doğanın düzenine saygım da sevgim de sonsuz olduğundan, kimsenin doğasına karışmam. beni bugününe taşımayan, geçmişin ellerine bırakan birine sevgiyle tutunamam.
ilişkilerde her şey ortak, geçmiş de dahil olmak üzere. biri birini geçmişte bir yerde bırakmak tercihindeyse, diğeri kendini alıp bugüne getiremez; bakılmayan şey gösterilemez, dinlenmeyen şey duyurulamaz, geçilmiş şey getirilemez geriye.
vazgeçebiliyorsan, unutabiliyorsun demektir; ben sadece var olurum, kendimi yeniden hatırlatamam. geçmişle gelecek arasında gerilmiş ipin bu anı incelmekteyse, ben o incelen yere düğüm olmam, zira yamalı hiçbir şeyin sağlamlığına inanmam.
26 Kasım 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder