aslında olmayacak şey değil bisküvilerden kule yapıp oyalanmak ve hiçbir şey düşünmemek; gök gürültüsünü, yağmuru, saçaktan akan suyun şıpırtısını, evin çevresindeki gürültüyü duymamak. belki de hiçbir zaman kule ortaya çıkmayacak ama gece böyle geçer işte.
bir yerlerde teneke üzerinde tıkırtılar oluyor.
dördüncü kata gelince hep sallantı başlar; bir sonraki bisküvi yaslanacağı sırada elin bir titremesi, ya da bir öksürük, tam çatı direği ortaya çıkmışken, ve her şey yerle bir oluveriyor.
Herr Geiser' in vakti bol.
"..."
bir yerlerde teneke üzerinde tıkırtılar oluyor.
kule olmadı ama gece yarısı oldu.
Max Frisch, ' İnsan Nedir Ki...'
-
kuleler olmuyor, olmuyor ama onlar olmayadursun; gecelerin ardı arkası kesilmiyor. kuleler olmuyor; alışkınım artık. geceler bitmiyor, geceler insanı hiç hayal kırıklığına uğratmıyor. bisküviden de olsa taştan da, kuleler güven vermiyor; ha bir saatliğine hafifçe çiselesin, ha asırlarca sağanak halde yağsın, nihayetinde eriyip gitmesi bir yağmura bakıyor. hem kabak gibi ortada kule dediğin; içinde sığınan(lar)ı olduğu, yoksa da olacağı aşikar. hedefken bulunmak ah ne kadar kolay.
kule filan yapmak içimden gelmiyor artık; biraz sabır, biraz zaman, azıcık bayatlarsa sertleşecek bisküviler diyorum; yağmura yağmaması için dua ediyorum. yağmur beni nerden duysun, duymaz; duysa da tek benim kulem dağılmasın diye damlalarını sonsuza dek tutamaz ya...
zamanı geçiriyorsun bir şekilde. evden çıkarken dışarı kafasını takıyorsun, eve gelince onu çıkarıp içeri kafasını... hem kafa denen şeyin kurcalayanı olmasa da o kendini oyalar; televizyonun yayın akışı gibi, bir çizgi film, bir reklam, bir eğlence programı, bir reklam, bir kültür-sanat programı, bir reklam, bir tartışma programı, bir reklam, bir yarışma programı, bir reklam, bir haber bülteni, bir reklam, bir film, bazen bir son dakika haberi, bir reklam...
ve gece yarısı olur, yatıp uyuyayım bari dersin. uykuya hazırlandığın o beş dakika aralıkta kuleyi olduramayışın gelir içine oturur. teslim tarihi yaklaşmış projeye daha başlamamış öğrenci modelini projeye başlatmaya muktedir olmayan, ama haytalığından da zevk aldırtmayan manasız iç sıkıntısıdır bu. dayanma eşiğini zorlamaya başladıkça daha sık düşer olur akla, yayın akışını böler durur.
ve bir diğer gece yarısı olur.
ben kule yapamadıkça gece hep oldu, geceye alıştıkça iyiden iyiye kule yapamaz oldum; bu döngüde hapsoldum.
zamanı geçirmek kolay, kolay geçen zaman kayıp. ben bunu çok düşündüm, düşünürken saat kim bilir kaç kez gece yarılarını vurdu.
gözümden bile sakındığım kulelerime hep yağmur yağıyor.
sorun bende diyorum; öksürüyor muyum yoksa ellerim mi titriyor?
nafile de olsa, düşünüyorum.
gece yarısı oluyor.
kule yine olmuyor.
2 Aralık 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder