mutluyum. yalnızlığımı ne kadar sevdiğimi anladım yeniden, özleyişimden ötürü.
sevdiğim, istediğim, beklediğim ne veya kim varsa yokmuşlar aslında. bu manasız ve zorla esrime çabamın sebebini henüz bulamadım. belki gücüm yoktu veyahut korkuyordum. şu an hiç farketmiyor altında yatanlar. ben bugün dayanma gücümü değil, yaşama gücümü çok net duyumsuyorum. zincirlerimden boşaldım, yele verdim değer(li)lerimi ve uçup gittiler ve ben hafifim. acaba nedendi bu kendime eziyetim? beklemek içinde boğuldum ve belki bu gece beklememekte tekrar doğdum. bu gece belki beklenti vademi doldurdum.
... ve kafam ve yüreğim aynı anda bırakıverdi tuttuklarını ve ruhum kendini esir edişine son veriverdi. ve iyi ki gittiniz ve belki iyi ki hiç gel(e)mediniz ve artık hiçbir türlü hoş gelemezsiniz. bir kere kopar o bir şeyler ve o kopmuş bir şeyleri birlikte tutan bendim ve o bir şeylerin kopuk iki uçlarını ben bırakıverdim gitti.
... ve merhamet de neymiş, ben neden susar mışım çünkü benim susadığım neymiş ve incelik -ilahi ben!- ne demode şeymiş hakikaten.
... ve şefkat mi? ben neden sımsıkı tutmuşum herkesin çoktan terkettiğini? bir kaşık suda boğuveririm hepinizi.
tanıştığımıza memnun olmadık mı? valla mı? bana hava hep iyi, bana hava -ah bir bilseniz!- ne kadar hoş. nedendir bu içi boş, altı temelsiz kendini beğenmişliğiniz? ve ne katmışsınız güneşi sıvamaya kalktığınız o balçığın içine? içinize, içinizin en derinlerine işler balçığın o pis kokusu ve ayırdına varamaz alışışının o düşse eğilip yerden almayacağınız, havalardaki güzelim burunlarınız ve güneş o balçığı kurutur ve kurumuş balçık parça parça iner kafalarınıza maazallah. söylemesi benden, siz sadece dikkat ediniz.
... ve edip hiç bulmamak ve tutmamak ama hiç bırakmamak ve feleğin çemberinden geçmiş kadınlar gibi gösterip vermeme numaraları çekmek ve hooop bu hikayelerdeki dişi benim. size ne oluyor? aslınızı şaşırmayınız.
mümkünse samimiyetle gelmeyin bana. zira belki de en elim yalan kılıfınızdı kendisi. hem samimiyet samimiyetsizliğin de samimiyetle ortaya konulmasını içerirdi. onu da kendinize yontmuşsunuz. vay anasını!........................
... ve nedir bunca kendinizi önemseyişiniz ve özne ve amaç belleyişiniz? siz neydiniz acaba hiç düşüneniniz oldu mu bunu? sevmenin insanın kendinden başlayan ve kendine dönen ve kendine özgü ve kendine dair tabiatı içerisinde siz neredeydiniz? sevmek denince tüm taraflar araç ve amaç taraflardan öte bir şeyken nasıl bu kadar böbürlenebilirsiniz? ilahi! ne kadar da naifsiniz...
... ve el mi veba yoksa ben mi el yoksa el veda mı? el benim ve gururla 'bir'im ve yalnızca ikisinden değil, 'tek'inden de yeterinden fazla ses çıkar inmek istediği suratın yanağına hızla yapıştığında ve ben düşündüğünüz kadar sersem değilim, her şeye rağmen günlerimi iki elimin sesini size duyurmaya çalışmakla geçireyim. elim elverdiğince seslendim ve gücüm yettiğince vadettim size ve tümünü de yerine getirdim. ya siz?
... erkekliğin güvenilir bir ölçüt oluşuna inanıyor olsam şöyle derdim: tüm bu hikayelerin yaşanmış tüm evrelerinde ben sizden daha erkektim.
ardından eklerim: iyi ki erkek değilim.
... ve yaşayışınız ne kadar keyfe kederdir ve sizin keyfiliğiniz bana kader midir?
- hiç sanmıyorum; artık bu işlere ben gelemiyorum.
Lambaya püf!...
12 Aralık 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder