"This is where the one who knows, meets the one who doesn't care..."

17 Mayıs 2008 Cumartesi

?

her daim karmakarışık bir zihin, sadık bir kalp ile, bir yandan yaşama odaklanıp bir yandan nasıl koruyabilirim kalbimi yaralanmaktan? bu yüzden hep geç kalıyorum; gece-gündüz tetikteki algılarımın yakaladıklarını duygularımın etkisinden kurtarmak kolay oluyor da, binlerce alakasız konuyla bulanmış zihnimi berraklaştırıp, algı uçlarıma takılan uçuşkan ayrıntıları olay örgüsü içinde anlamlandırıp, taşları yerlerine oturtana kadar, olayların akışına yön vermek için çok geç oluyor. sonunda bana yalnızca nokta veya virgül koyma kararı kalıyor. gerçi etki etmek değil ama, müdahale ederek koruduğum mevcudiyet bana yavan geliyor. belki de konduramadığımdan bu geç kalışlar; anladım ki anlamak yetmiyor, elimden de daha fazlası gelmiyor. artık üzülmelere üzülmüyorum; vazgeçmek, dönüp gitmek beni eskisi kadar zorlamıyor. bu iyi değil. en kötüsü ise artık hiç şaşırmıyorum, acaba taşlaşıyor muyum?

Hiç yorum yok: