"This is where the one who knows, meets the one who doesn't care..."

29 Mayıs 2008 Perşembe

Kanadını Taktığımın Sevgisi

farklı olmalı her şey, çok daha farklı. sen, sen değilsin. ben, ben değilim. herkes farklı olmalı. sana baktığımda görebildiklerimi, ağzından da duyabilmeliyim; bana baktığında gördüklerin ise sana dair değil ne yazık ki. suskunlukta anlaşabiliriz, bu hiç zor değil; kelimeler karıştırıyor çoğunlukla, söylenmek istenenler ve söylenebilenleri. doğru yer, doğru zaman gerçekten doğru mu? doğru dediğimiz insan çoğu zaman yalan. herkes doğrudur belki de. kimse kendi değilken, bize yanlış geliyorsa, farklı olmalı her şey, şimdiki oluşundan farklı.

düzeltmeye bir yerden başlamalı. seni sana anlatabilmeliyim; sevişimin güzelliğine, güzelliğinin niyetime bağlı olmadığını. doğru yer, doğru zaman yok olmalı; onlardır bekleyişin ve kaçırışın suçluları. çünkü sen, sen değilken, benim doğru yerim ve doğru zamanım senin yanlışın. sen doğru musun bana veyahut ben sana? her şey farklı olmalı, her şey sevmekle başlıyorsa şayet. ben seni seviyorum; seni kendime istemeden. özünü gizinden sıyırmaya çalışıyorsam; doğruluk kuşkusu bertaraf olmalı. seni özgürleştirmeye çalışırken ben de kurtuluyorsam zincirlerimden; sevmek böyle bir şey olmalı.

bir yerden başlamalı; yüreğinin kapaklarını kaldırmalıyım önce, ardından da sanırım biriken tozları üflemeli. tüm bunlar ise yaralarını temizleyip sarmaktan çok daha güç olacak gibi. sen, sen değilken, kendini engelleyişin en zorlu engelim. kendimden yola çıkmalıyım belki; kendimi ortaya koyuşumla sana bir fırsat vermeli. kimlere ve nelere göre yaşadığını öğrenmeli ve uzun zamanlı yalnızlığın sana etkilerini. dökmeye başlarsan yüreğinin eteğindekileri, belki saçlarını okşayarak seni biraz cesaretlendirmeli.

bir yerden başlamalı anlatmaya sana seni. ancak doğru yer ve doğru zamanın doğruluğu henüz bertaraf edilmedi. yanılgıya düşüp beklemeli mi? beklersem ve kaçırırsak sonsuza dek tutsak tutacağız kendimizi; her zaman, herkes için yanlış olmaya hükümlü kalacağız. böyle yitip gitmemeli. kimse kendi değilse, herkes bekliyorsa kendini kendinden kurtaracak birini, bulmuşken birbirimizi kendimize tutsak; özgürleştirmeli. sevmekle başlayarak dünya böyle değişmeli.

beni koyduğun yere ait değilim; al oradan beni. seni koyduğum yere ait değilsin; anlat kendini.
baştan kartlarımızı açık oynamazsak, dönemeyiz verdiğimiz peşin hükümlerden geri. sözüm verildiyse, yolun asla yarıda, elin asla havada kalmayacaktır. kaderlerimizin bu ortak cilvesi gerçekten tesadüfi mi? ben beklerken sen çıkageldin, sen ararken beni buluverdin. oysa sözde ne benim doğrum sen, ne de senin doğrun bendim. farkına varınca her şeyi farklılaştırmalı öyleyse, doğru bellenenler bertaraf edilmeli. inanca dahil olan her ne ve her kim olursa olsun vazgeçmemeli. kuşkularından kurtul önce; benim sana inancım hiçbir zaman ihtiyacımdan beslenmedi. bunca zamandır mutsuzsak, farklı olmalı demek ki. başlangıç inançtan besleniyorsa bulur nihayetini. insan seviyorsa özgürleştirmeli...

Hiç yorum yok: